maestro

MAESTRO DMC
..Destination Management Company

Magosa Çıkışlı Lefkoşa - Magosa Turu otel bilgilerini indiriniz BİLGİLERİ İNDİRİN
MagosaBütün Avrupa'da ortaçağ mimarisinin en tipik örneklerini görebileceğiniz çok az sayıda şehirden birisidir Magosa. Dünyada genellikle orijinal adı olan ve Yunanca'da "Kumlara Gömülü Kent" anlamına gelen "Famagusta" diye tanınır.
Ortaçağ boyunca Akdeniz ticaret yolları üzerinde çok önemli bir duarak olmuş ve bu konumuyla hem ticari, hem de dinsel açıdan çok önem kazanmış ve çok ünlenmiştir. Kıbrıs Adasında Lüzinyanların egemen olduğu çağlarda Magosa şehrinde tam 365 adet Katolik kilisesi bulunduğu bilinir. Öyle ki Magosa'nın o dönemki yerlileri için bir yıl boyunca her gün ayrı bir kilisede ibadet etmek mümkün olmuştur. Bu kiliselerden çok azı -ancak yine de çok önemlileri- günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başarmıştır.
Antik Yunalılardan, Romalılara, Araplardan, Fransızlara, İtalyanlardan İngilizlere ve Türklere kadar birçok uygarlık için ada üzerindeki en önemli şehir olmuş Magosa'da her uygarlığın mimari ve tarihi eserlerine rastlamak mümkündür. Mimarisini Leonardo da Vinci'nin tasarladığı şehir surlarından, W. Shakespeare'in ünlü eseri Othello için mekan olarak seçtiği Doğu burçlarına, Venedikli Kraliçelerin Taç giydiği katedrallerden, III. Haçlı seferi sırasında adayı ele geçiren Aslan Yürekli Richard'ın son Bizanslılarla savaştığı Kantara kalesine varıncaya kadar birçok ünlü tarihi mekan bu ihtiyar kenti büyüleyici kılmaktadır. Özellikle ortaçağ ve daha öncesine ilgi duyan tarih meraklıları için Magosa mutlaka görülmesi gereken bir kenttir.
İlk olarak şehrin sembolü sayılan eski St Nicholas Katedrali'ni (Osmanlılar Döneminde Lala Mustafa Paşa Camiine dönüştürülmüş) gezeceğiz. Bu büyük katedralin hemen karşısında eski Venedik sarayını ve ünlü Şair Namık Kemal'in mahkumiyet yıllarını geçirdiği zindanları göreceğiz.
Şehir surlarının üzerinde bir gezintinin ardından bizi ünlü "Othello Kulesi" ve "Deniz Kapısı" bekliyor. Şehrin doğu girişi olan "Canbulatpaşa Kapısı" Osmanlılar'ın adayı ele geçirmesi sırasında burada çok efsanevi bir şekilde şehit olan süvari komutanının adıyla anılmaktadır. Daha sonra Venediklilerin Osmanlılara teslim olmak üzere beyaz bayrak çektikleri ve bu nedenle "Akkule" olarak anılan şehrin ana giriş kapısını görerek Maraş bölgesine doğru devam ediyoruz.
Maraş, orijinal adıyla "Varoşa" 1974 Barış Harekatından önce Akdeniz'in en hareketli Turizm merkezlerinden birisiydi ve uzun bir sahil şeridi boyunca sıralanmış 90'dan fazla otel, bir çok tatil köyü, restaurant, müze, casino gibi turistik tesislerle dolup taşan hafta sonlarında yürümekte güçlük çekilecek kadar kalabalıklaşan bir tatil beldesiydi. 1974 harekatının ardından Türklerin eline geçen bu şehir sivil yerleşime açılmadı ve şu anda terkedilmiş büyük bir hayalet şehir görüntüsündedir. Sivillerin ziyaretine kapalı olduğu için bu şehri sadece otobüsümüzün penceresinden görmemiz mümkün olacak.
Sırada Magosa bölgesinde mutlaka görülmesi gereken Salamis Antik şehri kalıntıları var. Salamis şehri M.Ö. 11. Yüzyıla kadar giden çok eski bir tarihi kent. Efsaneye göre Antik Yunanistan'da aynı adlı bir adanın prensi tarafından Truva savaşlarından sonra bu isimle kurulumuş. Sırasıyla Helenistik, Roma ve Bizans dönemi izlerini taşıyan bu şehirde eski Hamam yapıları, sportif faaliyetlerin yapıldığı Gymnasium ve Antik Tiyatro binaları en çarpıcı mekanlardır. Erken Hristiyan tarihine meraklı misafirlerimiz için tarihte bilinen en eski kilise binalarının kalıntıları da antik kent bünyesinde yer alıyor.  
Salamis şehrinin Roma dönemi krallarının gömüldüğü anıt mezarlar ve yakın dönem kazılarında buralarda bulunan değerli eşyaların sergilendiği bir açık hava müzesi olan "Kral Mezarları Müzesi" isteğe göre ziyaret edilebilir.
İsa Peygamber ile aynı çağda yaşamış ve onun ölümünden hemen sonra Hristiyanlığı yaymak üzere Kıbrıs adasına gelmiş Aziz Barnabas adına yapılmış tarihi manastır ve içerisindeki ikon müzesi de görmeye değer.   Efsaneye göre St.Barnabas ölümünden 400 yıl sonra bir Ortodoks papazının rüyasına girerek o güne kadar kimsenin bilmediği gömülü olduğu yeri göstermiştir. Papaz rüyasında öğrendiği bu yeri kazınca gerçekten Azizin kemiklerine ve bazı kutsal eşyalara rastlamıştır. Bunları dönemin Bizans başkenti İstanbul'a götürerek Kıbrıs Ortodoks klisesinin bağımsızlığının tanınmasını sağlamış ve kendisi de ilk Kıbrıs Psikoposu olmuştur.
İmparatorun verdiği bağışla Aziz barnabas'ın kemiklerinin bulunduğu yere bugün müze olarak kullanılan bu manastır inşa edilmiştir. Manastırın arka kısmındaki bina ise genellikle Salamis bölgesindeki arkeolojik kazılarda bulunmuş değişik dönemlere ait birçok değerli tarihi eşyanın sergilendiği bir Arkeoloji Müzesidir.

 

© 2008 MAESTRO DMC