Dünyada Berlin'den sonra kalan en son ikiye bölünmüş başkent olan Lefkoşa güneyde yaklaşık yarım milyon kuzeyde ise yaklaşık kırkbin nüfusa sahip büyük bir şehirdir. Nüfus dağılımından da anlaşılabileceği gibi şehrin daha büyük ve kalabalık kısmı Rum kesimindedir. Şehrin merkezinden geçen ve çoğu yerde iki kesimin birbirine yarım metre kadar yakınlaştığı sınır bölgesini, her iki kesimin birbiriyle temasa geçmek için kullandığı sınır kapısını ve şu anda Birleşmiş Milletler Karargahı olarak kullanılan eski 5 yıldızlı "Ledra Palace Hotel" binasını otobüsümüzden hiç inmeden gezdikten sonra, isteğe göre şehir merkezinde veya Rum kesiminin görülebileceği Yiğitler Burcu parkında kısa bir mola daha veriyoruz..
Şehir merkezinde yer alan Venedik Sütunu, Tarihi mahkeme binaları ve eski şehir surlarının kuzeyinde yer alan Girne Kapısı'nı görmek de mümkün olacak.
Bütün Avrupa'da ortaçağ mimarisinin en tipik örneklerini görebileceğiniz çok az sayıda şehirden birisidir Magosa. Dünyada genellikle orijinal adı olan ve Yunanca'da "Kumlara Gömülü Kent" anlamına gelen "Famagusta" diye tanınır.
Ortaçağ boyunca Akdeniz ticaret yolları üzerinde çok önemli bir duarak olmuş ve bu konumuyla hem ticari, hem de dinsel açıdan çok önem kazanmış ve çok ünlenmiştir. Kıbrıs Adasında Lüzinyanların egemen olduğu çağlarda Magosa şehrinde tam 365 adet Katolik kilisesi bulunduğu bilinir. Öyle ki Magosa'nın o dönemki yerlileri için bir yıl boyunca her gün ayrı bir kilisede ibadet etmek mümkün olmuştur. Bu kiliselerden çok azı -ancak yine de çok önemlileri- günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başarmıştır.
Antik Yunalılardan, Romalılara, Araplardan, Fransızlara, İtalyanlardan İngilizlere ve Türklere kadar birçok uygarlık için ada üzerindeki en önemli şehir olmuş Magosa'da her uygarlığın mimari ve tarihi eserlerine rastlamak mümkündür. Mimarisini Leonardo da Vinci'nin tasarladığı şehir surlarından, W. Shakespeare'in ünlü eseri Othello için mekan olarak seçtiği Doğu burçlarına, Venedikli Kraliçelerin Taç giydiği katedrallerden, III. Haçlı seferi sırasında adayı ele geçiren Aslan Yürekli Richard'ın son Bizanslılarla savaştığı Kantara kalesine varıncaya kadar birçok ünlü tarihi mekan bu ihtiyar kenti büyüleyici kılmaktadır. Özellikle ortaçağ ve daha öncesine ilgi duyan tarih meraklıları için Magosa mutlaka görülmesi gereken bir kenttir.
İlk olarak şehrin sembolü sayılan eski St Nicholas Katedrali'ni (Osmanlılar Döneminde Lala Mustafa Paşa Camiine dönüştürülmüş) gezeceğiz. Bu büyük katedralin hemen karşısında eski Venedik sarayını ve ünlü Şair Namık Kemal'in mahkumiyet yıllarını geçirdiği zindanları göreceğiz.
Şehir surlarının üzerinde bir gezintinin ardından bizi ünlü "Othello Kulesi" ve "Deniz Kapısı" bekliyor. Şehrin doğu girişi olan "Canbulatpaşa Kapısı" Osmanlılar'ın adayı ele geçirmesi sırasında burada çok efsanevi bir şekilde şehit olan süvari komutanının adıyla anılmaktadır. Daha sonra Venediklilerin Osmanlılara teslim olmak üzere beyaz bayrak çektikleri ve bu nedenle "Akkule" olarak anılan şehrin ana giriş kapısını görerek Maraş bölgesine doğru devam ediyoruz. |