Kıbrıs adasının kuzeybatısında bulunan
Güzelyurt turunçgil bahçeleriyle çevrili adı gibi güzel bir
yerleşim birimidir. Çok verimli toprakları bulunan
Güzelyurt'ta portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli
sebzeler yetiştirilmektedir. Turunçgillerin çoğu ihraç
edilmekte, bir kısmı ise meyve suyu yapılarak içerde
tüketilmekte ve gene meyve suyu olarak ihraç edilmektedir.
Lefkoşa'nın 74 km uzağında gene adanın kuzeybatısında bulunan
Lefke'de Güzelyurt gibi turunçgilleriyle tüm dünyada ünlü bir
kentimizdir. Su kaynakları ve toprak sayesinde verimli
bahçelerinde dünyanın en lezzetli turunçgilleri
yetiştirilmektedir. Güzelyurt ve Lefke'de görülebilecek önemli
turistik yerlerden bazı seçmeler şunlardır:
SOLİ
Soli M.Ö. kurulan 9 Kıbrıs
krallığından birisidir. Soli'nin tarihi M.Ö. 700 yıllarına ait
ve Asurluların haraç aldıkları kentleri içeren bir listeye
kadar izlenebilmiştir. Bu listede kentin adı Si-il-lu olarak
geçmektedir. Soli'de günümüze kadar kalabilen eserlerin
başında bir harabe şeklinde bulunan Soli Bazilikası ve sonrada
restore edilmiş bulunan Soli Tiyatrosu'dur.
SOLİ BAZİLİKASI
Yüzyılın ikinci
yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Kıbrıs'ta inşa edilen ilk
kiliselerden olup kendine özgü yanları vardır. 200 metre
uzunluğundaki bazilika üç kapılı bir giriş ve giriş mekanıyla
başlıyordu. Bunu dört tarafı sütunlarla çevrili ve çeşmesi
olan bir avlu izliyordu. Bundan sonra gelen gene üç kapılı bir
giriş ve narteksten sonra asıl kiliseye giriliyordu.
Hristiyanlık geleneğinde Soli Saint Mark'ın Saint Auxibus
tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul edilmiştir.
SOLİ TİYATROSU
Soli
Tiyatrosu ise Roma'lılar döneminde bir zamanlar aynı yerde
bulunanYunan tiyatrosunun yerine yapılmıştır. M.S. 2. yüzyılın
sonu ile 3. yüzyılın başından kalmadır. Seyircilere ayrılan
yarım daire şeklindeki oturma sıralarının olduğu bölüm kısmen
tepenin kayasına oyulmuştur. Burası ortadaki orkestra denilen
kısımdan kireç taşı bloklardan yapılmış alçak bir duvarla
ayrılıyordu. Aslında kapasitesi 4000 olan oturma yerleri
günümüzde yarı yüksekliğine kadar restore edilmiştir. Sahne
binası iki katlı olup mermerle kaplı ve heykellerle süslü idi.
Günümüzde görülebilen kısım sahne binasının üzerine inşa
edildiği platformdu. Tiyatronun batısındaki bir tepenin
üzerinde İsis ve Afrodit'e adanmış bir tapınağın izlerine
rastlanmıştır.
MAMAS MANASTIRI
Mamas Manastırı
18. Yüzyılda inşa edilmiş bir manastırdır. Söylentilere göre
St. Mamas vergilerini ödemeyi red etmiş, bunun üzerine
yöneticiler kendisini yakalamak ve cezalandırmak üzere
askerlerini gönderdiler. Fakat başkente giderken Mamas bir
kuzunun peşinde bir aslan görmüş, kuzuyu kollarına alarak
aslanın sırtında başkente girmiş. Bunu gören Bizans yöneticisi
çok etkilenmiş ve Mamas'ın vergilerini ve cezasını bağışlamış.
Bundan dolayı St. Mamas vergi ödeyenlerin azizi olarak
bilinmektedir.